16804,37%-1,01
43,87% 0,06
51,79% 0,24
7312,32% 0,46
11832,60% 0,00
Ramazan ayında tutulan oruç, vücudun metabolik düzeninde geçici değişimlere yol açan fizyolojik bir süreçtir. Gün boyunca besin ve sıvı alınmaması; enerji kullanımı, hormon dengesi ve sıvı metabolizması üzerinde belirgin etkiler oluşturur.

Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, oruç sürecinin sağlıklı bireylerde genellikle iyi tolere edildiğini, ancak bilinçsiz beslenme ve sıvı yetersizliğinin bazı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini vurguluyor.
Orucun ilk evresi, vücudun son öğünden gelen enerjiyi değerlendirdiği dönemdir. Yemeğin ardından geçen ilk 4–8 saat içinde vücut öncelikle kandaki glikozu kullanır. Kan şekeri düşmeye başladığında ise karaciğerde depolanan glikojen devreye girer.
Bu süreç, metabolizmanın enerji kullanımını daha temkinli hale getirdiği doğal bir geçiş evresi olarak tanımlanır. Sağlıklı bireylerde genellikle belirgin bir sorun oluşturmaz; ancak sahurun atlanması bu adaptasyonu zorlaştırabilir.
Oruç süresi uzadıkça vücutta daha derin biyolojik mekanizmalar aktive olur. Özellikle 12. saatten sonra bilimsel çalışmalarda sıkça gündeme gelen otofaji sürecinin devreye girebildiğini belirtiyor.
Otofaji; hücrelerin hasar görmüş veya işlevini yitirmiş bileşenlerini parçalayarak yeniden kullanması anlamına gelir. Bu mekanizma, hücresel bakım ve yenilenmenin doğal bir parçasıdır. Ancak Uzm. Dr. Füsun Topçugil önemli bir noktaya dikkat çekiyor:
“Otofaji, kontrollü açlıkta ortaya çıkabilen fizyolojik bir süreçtir; ancak bunu mucize detoks olarak görmek doğru değildir. Sürecin kişiden kişiye değişebileceği unutulmamalıdır.”
Glikojen depoları azaldıkça vücut enerji üretimi için yağ dokusuna yönelir. Bu metabolik değişim, özellikle düzenli ve dengeli beslenen kişilerde kilo kontrolüne destek olabilir.
Uzm. Dr. Füsun Topçugil, bu evrenin bazı metabolik kazanımlar sağlayabileceğini ancak bunun bir zayıflama garantisi olmadığını vurguluyor. İftarda yapılan aşırı ve dengesiz beslenme, gün içinde oluşan enerji açığını fazlasıyla telafi ederek kilo artışına yol açabilir.
Ayrıca halk arasında sık kullanılan detoks ifadesine de temkinli yaklaşılması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Vücudun zaten karaciğer ve böbrekler aracılığıyla çalışan güçlü bir arınma sistemi vardır. Oruç bu sistemi destekleyebilir; ancak tek başına mucizevi bir detoks yöntemi olarak görülmemelidir.”
Oruç, sağlıklı bireyler tarafından tolere edilebilen bir süreç olsa da bazı kronik hastalıklarda daha dikkatli yaklaşım gerektirir. Diyabet başta olmak üzere düzenli ilaç kullanımı gerektiren hastalıklarda bireysel risk değerlendirmesi yapılmalıdır.
Uzun süreli açlık; kan şekeri düşüklüğü, ani tansiyon değişiklikleri ve sıvı dengesinde bozulma gibi riskleri artırabilir. Bu nedenle: