• BIST 100

    16345,82%-0,38
  • DOLAR

    43,60% 0,16
  • EURO

    51,57% 0,37
  • GRAM ALTIN

    6942,61% 3,13
  • Ç. ALTIN

    11654,37% 0,11

Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı

10 Ekim tüm dünyada Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor ve ruh sağlığına dikkat çekiliyor. Özellikle pandemi sonrası antidepresan kullanımı giderek artış gösteriyor.

Güncel 11.10.2025 23:28:26
Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı

Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı

 

İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu’nun verdiği bilgilere göre, Türkiye’de antidepresan kullanımı son 10 yılda neredeyse iki katına çıktı. Bugün her 100 kişiden 6’sının antidepresan kullandığını belirten Şalcıoğlu, “Antidepresan kullanımındaki bu sıçrama toplumun kolektif olarak yaşadığı zorlanmayı yansıtıyor” dedi.

 

Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.

Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı

Türkiye’de antidepresan kullanımının son 10 yılda neredeyse iki katına çıktığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:

“2010’ların başında her 100 kişiden yaklaşık 3’ü düzenli antidepresan kullanırken, bugün bu sayı 6’ya yaklaştı. Pandemiyle birlikte bu artış daha da hızlandı: 2020 sonrası sadece iki yıl içinde piyasaya sürülen antidepresan miktarında yaklaşık 10 milyon kutuluk bir artış yaşandı. Bu veriler, toplumda ruh sağlığı sorunlarının artışıyla birlikte sosyal koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıkları da düşündürüyor.”

Antidepresan kullananların yüzde 70’i kadın

Antidepresan kullanımında en büyük farkın kadınlarda görüldüğünü belirten Prof. Dr. Şalcıoğlu, şöyle devam etti:

“Reçetelerin yaklaşık yüzde 70’i kadınlara yazılıyor. Yani antidepresan kullanan her 10 kişiden 7’si kadın. Bu fark, kadınların daha fazla ruh sağlığı sorunları geliştirmesinden mi yoksa erkeklere göre tedavi aramaya daha fazla açık olmalarından mı kaynaklanıyor, bu hâlâ tartışmalı bir konu. Yaş grubunda ise 35 yaş üstü bireyler öne çıkıyor. Özellikle 36-50 yaş aralığında kullanım yaygın. Ancak gençler arasında da son yıllarda artış olduğu gözleniyor. Bu gençlerin gittikçe daha fazla ruh sağlığı sorunları için risk altında olduğuna işaret ediyor. İllere göre dağılımda dikkat çeken farklar var: Büyükşehirlerde kullanım oranları daha yüksek. Bazı şehirlerde, özellikle batı ve iç Anadolu bölgelerinde, kişi başına düşen antidepresan kullanımı diğer illere göre iki kata kadar çıkabiliyor. Büyük şehirlerde yaşamın zorlukları burada belirleyici bir faktör olabilir.”

Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor

Prof. Dr. Şalcıoğlu, bu artışın nedenlerini ise şöyle özetledi:

“Ruh sağlığı sorunları hem Türkiye’de hem dünyada artıyor. Pandemi sonrası dönemde, ekonomik kriz, işsizlik, belirsizlik, göç ve doğal afetler gibi toplumsal koşullar, özellikle Türkiye’de kaygı, umutsuzluk ve depresyon gibi ruhsal sorunların daha görünür hale gelmesine yol açtı. Böyle bir ortamda antidepresan kullanımındaki artış bir yönüyle toplumun ruh sağlığına dair farkındalığının artması, damgalayıcı tutumların zayıflaması ve bireylerin yardım arayışına daha açık hale gelmesiyle ilişkili olabilir. Ancak madalyonun öteki yüzünde sistemsel sınırlılıklar var. Süresi kısıtlı poliklinik muayenelerinde, ilaç reçete etmek genellikle en hızlı müdahale biçimi haline geliyor. Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor. 

İlaçların bir kısmı reçetesiz temin edilebildiği için, kendi kendine ilaca başlama veya sürdürme davranışı da yaygınlaşıyor. Bu durum, resmi kullanım verilerinin bile ötesinde bir tabloyu işaret ediyor. İlaç daha erişilebilir olsa da araştırmalar, özellikle bilişsel ve davranışçı terapi gibi bilimsel temelli psikoterapi yaklaşımlarının daha uzun vadeli ve kalıcı çözümler sunduğunu gösteriyor. Ne yazık ki hem maddi hem de yapısal engeller, toplumun geniş kesimlerinin bu tür bilimsel temelli terapilere ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu noktada ilaç endüstrisinin rolü de göz ardı edilemez. Psikolojik sorunların yalnızca biyolojik ya da kimyasal temelli hastalıklar gibi çerçevelenmesi (medikalizasyon), antidepresanların yaygın biçimde önerilmesini kolaylaştırıyor. Elbette ilaç tedavisi bazı durumlarda gerekli ve faydalı olabilir. Ancak bu faydanın bireyler arası farkları, yan etkileri ve alternatif müdahale yolları göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekir.”

Kişi başına düşen antidepresan tüketimi iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi

Pandemiyle birlikte Türkiye’de antidepresan kullanımının belirgin şekilde artığına değinen Profesör, “Kişi başına düşen tüketim sadece iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi. Ancak aynı dönemde psikiyatri reçetelerinde düşüş gözlemlendi. Bu da birçok kişinin doktora başvurmadan, kendi kararıyla ilaç kullanmaya yöneldiğini gösteriyor. Nitekim pandemi sırasında dünya genelinde kendi kendine ilaç kullanma oranının yüzde 48’in üzerine çıktığını görüyoruz. Pandemi sırasında ilaç kullanımdaki artışın arkasında kapanmaların yol açtığı yalnızlık ve belirsizlik, hastalığa yakalanma korkusu, kayıplar, ekonomik zorluklar ve işsizlik gibi etkenler var. Ayrıca ev içi çatışmaların artması, kadınların artan bakım yükü ve sosyal desteğin zayıflaması da bu tabloyu derinleştirdi. Antidepresan kullanımındaki bu sıçrama toplumun kolektif olarak yaşadığı zorlanmayı yansıtıyor” diye konuştu.

Türkiye’de antidepresan kullanımı birçok Avrupa ülkesinin gerisinde

Türkiye’deki antidepresan kullanımını dünya genelinde değerlendiren akademisyen, şunları söyledi:

“Türkiye’de antidepresan kullanımı artıyor ama hâlâ birçok Avrupa ülkesinin gerisindeyiz. OECD verilerine göre Türkiye, üye ülkeler arasında antidepresan kullanım oranı en düşük ülkelerden biri. Örneğin, İzlanda, Portekiz, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde kişi başına düşen antidepresan kullanımı Türkiye’nin 3 ila 4 katı kadar. Ancak bu fark, Türkiye’de toplumun daha sağlıklı olduğunu değil, psikoterapiye ve psikiyatrik hizmetlere erişimin daha sınırlı olduğunu gösteriyor da olabilir. Batı ülkelerinde psikoterapi hizmetleri daha yaygın ve erişilebilir düzeyde olduğu için insanlar, Türkiye’de örneğindeki gibi, sadece ilaca yönelmiyor. Yani düşük oranlar her zaman olumlu bir tabloya işaret etmiyor.”

Antidepresanların yanlış ya da gereksiz kullanımı riskli

Antidepresan kullanım süresi ve miktarlarıyla ilgili de konuşan Şalcıoğlu, “Elimizdeki bilimsel kaynaklarda, Türkiye’de antidepresanların ortalama kullanım süresi ya da bireysel doz tercihlerine dair güvenilir bir veri bulunmuyor. Klinik rehberlerde genellikle 6 ay ve üzeri kullanım önerilir, ancak bu süre vakaya göre değişir. Genellikle kişilerin bu süreyi aştığını, yıllarca ilaç kullanabildiğini görüyoruz. Antidepresan kullanımını anlayabilmek için daha detaylı saha araştırmalarına ihtiyaç var” dedi. Gereksiz kullanımın riskler taşıdığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:

“Antidepresanlar yanlış ya da gereksiz kullanıldıklarında ciddi riskler taşırlar. Öncelikle biyolojik açıdan, yan etkiler (uyku bozuklukları, kilo değişimi, cinsel işlev sorunları, mide‑bağırsak yakınmaları vb.) görülebilir; bazı ilaçlarda ani kesilme sendromu yaşanabilir. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanım, beynin kimyasal dengesini yapay biçimde değiştirebilir. Psikolojik açıdan ise en önemli risk, duygusal dayanıklılığın ve başa çıkma becerilerinin zayıflamasıdır. Kişi her zorlanmada ilaca yönelme eğilimi geliştirebilir; bu da psikoterapi veya yaşam koşullarını değiştirme gibi daha kalıcı çözümleri geciktirebilir. Toplumsal düzeyde ise, ‘hızlı çözüm’ kültürü ve sağlık sisteminin ilaca dayalı yapısı güçlenir; böylece ruhsal sıkıntıların altında yatan sosyo‑ekonomik nedenler görünmez hale gelir. Bu nedenle ilaçlar, doğru tanı, düzenli izlem ve gerektiğinde psikoterapi desteğiyle birlikte kullanıldığında anlamlı bir fayda sağlar.”

 

Ruh sağlığı hizmetlerinin, psikoterapilerle desteklenmesi gerekiyor

Prof. Dr. Şalcıoğlu ruh sağlığını korumak için atılması gereken adımlarla ilgili ise şöyle konuştu:

“Ruh sağlığını sadece bireysel değil, kamusal bir iyilik hali olarak görmek zorundayız ve bu da yapısal çözümler gerektiriyor. Önleyici adımlar bu çerçevede büyük önem taşıyor: Okullarda duygusal okuryazarlık eğitimlerinin verilmesi, sosyal bağları güçlendiren topluluk temelli programların hayata geçirilmesi, ekonomik güvencesizlikle mücadele edilmesi, bireysel dayanıklılığı artırmakla kalmaz, toplumsal ruh sağlığını da güçlendirir. Bu noktada Türkiye’de sayısı 100 bini aşan psikoloji lisans mezunu önemli bir kaynak oluşturuyor. Etkili psikoterapi yaklaşımları alanında eğitilen psikologlar farkındalık ve erken müdahale programlarında etkin biçimde değerlendirilerek toplum ruh sağlığına katkı sunabilir. Sorunlar ortaya çıktığında ise, müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu aşamada yalnızca ilaca dayalı kısa süreli çözümler kalıcı iyilik halini sağlamak için yeterli değil. Ruh sağlığı hizmetlerinin, bilimsel etkinliği kanıtlanmış psikoterapilerle desteklenmesi gerekir. Bilimsel temelli psikoterapilerin sağlık sistemine entegre edilmesi ve bu alanda çalışan personelin psikolojik müdahale konusunda eğitilmesi, Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerinin ilaç odaklı yaklaşımdan iyileşme odaklı bir modele dönüşmesi için en kritik adımdır.”

Haftanın kitap yorumları | 08 Şubat 20226 kitap incelemesi

EMITT 2026’da Türkiye ile ilişkilerini derinleştiriyor

Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!

Zorlu Enerji’nin Ar-Ge projelerine uluslararası fon desteği

“Şehrini Geliştir Kocaeli” Programında Ödüller Sahiplerini Buldu

Türkiye merkezli yapay zeka girişimi Promake tanıtıldı

Depremde Asıl Sınav Taşıyıcı Sistemi Suya Karşı Korumak

Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!

Gizem Özdilli Podyumda Türk Bayraklı Kostümle duygulandırdı

Kanal tedavisi dişin ömrünü uzatıyor!

Deprem bölgesinde psikolojik sorunlar nasıl aşılır?

Almanya'nın stratejik hatasını, Türkiye'de Albayrak döneminde aştı

HorecaDepot Türkiye’de Projelerini Sürdürüyor

Sosyal medya önerileri göz sağlığını tehdit ediyor

Haftanın kitap incelemesi | 4 Şubat 2026 kitap yorumları

Togg’da 750 bin TL’ye sıfır faiz

Doğal Taş Tasarım Yarışması’na başvurular sürüyor

Sömestir İstanbul'da dolu dolu geçti

TAFE Traktör, İzmir Tarım Fuarı’nda yeni ürünleriyle yerini aldı

Müzelerde Çocuklara Özel Sanat Buluşmaları

Sanata Yön Verenlerin Hikâyeleri BlackBox’ta!

Hatay Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi eğitime başladı

Haftanın kitapları | Şubat ayının ilk yorumları

Üniversite öğrencilerinde depresyon artıyor!

İşsizlik Tartışması Düşündürüyor | Artık Üniversite Diplomasından Fazlası Gerek

2026’da Oyun Dünyasını Şekillendirecek 10 Büyük Yapım

İçe Doğru Göz Kayması (Ezotropya) nedir?

Kış Mevsimi İlişkilerde Sessiz Bir Risk Taşıyor

IF Wedding Fashion İzmir’e 71 ülkeden profesyonel ziyaretçi

​​​​​​​TEGV 31. Yaşını TEGV Çocuklarıyla Kutladı

Yükleniyor

Gizem Özdilli Podyumda Türk Bayraklı Kostümle duygulandırdı

Tarkan'dan eşine ve kızına duygusal sözler

Fedon'a meydan okumuştu | Ünlü şarkıcı buz gibi suya atladı

Tarkan ve Cem Yılmaz'dan efsane düet

Şule izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor

Şarkılar, Işıklar, Danslar ve Bitmeyen Alkışlar Tarkan için

Sibel Can, Cahide Palazzo konseriyle büyüledi

Fedon, 79 yaşında Kars soğuklarına meydan okudu

İzzet Yıldızhan sevdikleriyle yeni yıl yemeğinde buluştu

Estefani tabak kırarken gözlükle önlem aldı

Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!

Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!

Kanal tedavisi dişin ömrünü uzatıyor!

Deprem bölgesinde psikolojik sorunlar nasıl aşılır?

Sosyal medya önerileri göz sağlığını tehdit ediyor

Üniversite öğrencilerinde depresyon artıyor!

İçe Doğru Göz Kayması (Ezotropya) nedir?

Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir

Sessiz pandemi: antibiyotik direnci

Dijital Dikkat Dağınıklığı mı, Yoksa DEHB mi?

Türkiye merkezli yapay zeka girişimi Promake tanıtıldı

2026’da Oyun Dünyasını Şekillendirecek 10 Büyük Yapım

2026’da İnsan-Makine İş Birliği Derinleşecek

GNÇYTNK başvuruları başladı

Polonya’nın elektrik şebekesine virüs saldırısı

Çocukların yeni dijital arkadaşı yapay zekâ mı?

Google'da Kişisel Gelişim ve Kariyer Hedefleri Öne Çıktı

Her kuşağı değişmeyen parolası 123456

TEKNOFEST’te Savaşan İHA’lar Büyük Mücadeleye Hazırlanıyor

Kariyer ağında profesyonel tuzak

Zorlu Enerji’nin Ar-Ge projelerine uluslararası fon desteği

“Şehrini Geliştir Kocaeli” Programında Ödüller Sahiplerini Buldu

Depremde Asıl Sınav Taşıyıcı Sistemi Suya Karşı Korumak

Almanya'nın stratejik hatasını, Türkiye'de Albayrak döneminde aştı

Doğal Taş Tasarım Yarışması’na başvurular sürüyor

TAFE Traktör, İzmir Tarım Fuarı’nda yeni ürünleriyle yerini aldı

İşsizlik Tartışması Düşündürüyor | Artık Üniversite Diplomasından Fazlası Gerek

IF Wedding Fashion İzmir’e 71 ülkeden profesyonel ziyaretçi

Beyaz eşya ihracat hacmi 2017 seviyelerine geriledi

Gayrimenkulden elden ödeme dönemi sona eriyor

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 20 15 1 4 33 49
2.FENERBAHÇE A.Ş. 20 13 0 7 28 46
3.TRABZONSPOR A.Ş. 21 13 2 6 18 45
4.GÖZTEPE A.Ş. 20 11 3 6 15 39
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 20 10 4 6 10 36
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 20 8 6 6 13 30
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 21 7 5 9 0 30
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 20 6 7 7 -7 25
9.KOCAELİSPOR 20 6 8 6 -5 24
10.CORENDON ALANYASPOR 20 4 6 10 -2 22
11.GENÇLERBİRLİĞİ 20 6 10 4 -3 22
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 4 8 8 -6 20
13.HESAP.COM ANTALYASPOR 21 5 11 5 -15 20
14.TÜMOSAN KONYASPOR 20 4 9 7 -9 19
15.İKAS EYÜPSPOR 20 4 10 6 -12 18
16.KASIMPAŞA A.Ş. 20 3 10 7 -12 16
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 20 2 9 9 -25 15
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 21 3 15 3 -21 12