Tarih: 06.03.2026 11:12

Can Yayınları mart kitaplarını duyurdu

Facebook Twitter Linked-in

Can Yayınları mart kitaplarını duyurdu 

 

Natsuko İmamura Ağaca Dönüşen Kız'da toplumun kıyısındaki kadınların hikâyelerine eğilirken, Susan Taubes'in Boşanma'sı kadın, kimlik ve hafıza ekseninde derinleşiyor. Yukio Mişima'nın Güneş ve Çelik adlı romanı benlik ve beden üzerine düşünsel bir metin olarak öne çıkarken, yazar Yasak Renkler kitabında ise arzunun ve yıkımın sınırlarında dolaşan çarpıcı bir roman sunuyor. 

Abdullah Ezik'in yayına hazırladığı Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Öykü Antolojisi ile Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Şiir Antolojisi ise edebiyat tarihimizin dönüşümüne güçlü bir perspektif kazandırıyor.

Bu ayın klasiklerinde Desiderius Erasmus'un klasik bir başvuru kaynağı olan Özgür İrade Üzerine adlı eseri ve Thomas De Quincey'nin yolculuk deneyimini şiirsel bir coşkuyla işlediği İngiliz Posta Arabası yer alıyor.

Can Yayınları mart ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da çağdaş, modern ve klasik edebiyattan nitelikli eserler yer alıyor.

Latife Tekin, Para Gürültüsü

Çağdaş Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden Latife Tekin'in yeni romanı Para Gürültüsü, mart ayında okurla buluşuyor. Grafikler, algoritmalar ve finans dili arasında insanın hâlâ konuşabildiğini hatırlatan romanda Latife Tekin, her şeyin izlenme sayılarıyla ölçüldüğü bir çağda genç bir kuşağın kaybolan geleceğini anlatıyor.

Christian Kracht, Ölüler (çev. Tevfik Turan)

Christian Kracht'ın Ölüler romanı, çağının ruhunu yakalamak isteyen bir yönetmenle, büyük bir ittifakın peşinde koşan bir yapımcının hikâyesi üzerinden, güzelliğe duyulan özlemle bastırılamayan şiddet arasındaki gerilimi anlatıyor. Christian Kracht, kamera kayıtlarını andıran anlatımıyla, iki dünya savaşı arasına sıkışmış bir anda aşkı, yası ve toplumsal çöküşü tek bir kadrajda buluşturuyor.

Natsuko İmamura, Ağaca Dönüşen Kız (çev. Ali Volkan Erdemir)

Natsuko İmamura Ağaca Dönüşen Kız adlı  kitabında, toplumun kenarında duran kadınları; sessiz kalanları, görmezden gelinenleri, dönüşerek var olmaya çalışanları anlatıyor. Gerçek ile fantezinin sınırlarının silikleştiği bu hikâyelerde, kadınlık deneyimi bir bedene değil, bazen bir ağaca, bazen bir ruha, bazen de bir kediye sığınıyor.

 

 

Abdullah Ezik, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Öykü Antolojisi / Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Şiir Antolojisi

Can Yayınları, mart ayında Abdullah Ezik tarafından yayına hazırlanan iki antolojiyi okurla buluşturuyor. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Öykü Antolojisi, Tanzimat'la birlikte Türk edebiyatının öykü bağlamında nasıl geliştiğini merkeze alırken, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Şiir Antolojisi, Tanzimat'la başlayan süreçte yeni Türk şiirinin izinden gidiyor.

Susan Taubes, Boşanma (çev. Ece Citelbeg)

Susan Taubes'in 1960'larda geçen deneysel romanı Boşanma, New York'ta yaşayan entelektüel ve Yahudi kökenli bir kadın olan Sophie Blind'ın hem eşi Stefan'dan boşanma sürecini hem de kendi kimliğini, geçmişini ve travmalarını çözme çabalarını izleğine alıyor.  

Yukio Mişima, Güneş ve Çelik (çev. Habibe Salğar) / Yasak Renkler (çev. Tunç Albay)

Çağdaş Japon edebiyatının en önemli kalemi olarak kabul edilen Yukio Mişima'nın iki kitabı mart ayında raflardaki yerini alıyor. Güneş ve Çelik'te "benlik", "varoluş", "zihin ve beden çatışması" gibi konuları inceleyerek yaşamının amacının ne olduğunu, bedenini nasıl talim ve terbiye ettiğini ve gençlik yıllarında yaşadığı deneyimlerini aktarıyor. Henüz 26 yaşındayken yazdığı ve en cesur romanlarından biri olan Yasak Renkler'deyse güzelliğin bir silah, arzunun ise hem kurtuluş hem de yıkım olabileceğini gözler önüne seriyor.

Klasiklerde bu ay

Desiderius Erasmus, Özgür İrade Üzerine (çev. Fırat Çelebi)

Erasmus, klasik bir başvuru kaynağı olan Özgür İrade Üzerine adlı eserinde, kutsal kitap pasajlarını tarihsel bağlamı ve dilsel yapısıyla birlikte yorumlayarak, insanın tanrısal lütufla işbirliği halinde hareket edebilme kapasitesini rasyonel bir çerçevede savunuyor.

Thomas De Quincey, İngiliz Posta Arabası (çev. Cahit Kaya)

İngiliz yazar ve edebiyat eleştirmeni Thomas De Quincey İngiliz Posta Arabası'nda hız, modernlik ve yolculuk deneyimini neredeyse şiirsel bir coşkuyla yeniden kuruyor. Posta arabasının hem teknolojik hem de toplumsal bir sembole dönüştüğü bu anlatı, hareket halindeki dünyanın ritmini, yolculuğun yarattığı görsel ve duygusal titreşimi çarpıcı bir dille aktarıyor




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —