Tarih: 22.02.2026 15:29

22 Şubat günün kitapları | Özkan Saçkan sizler için inceledi

Facebook Twitter Linked-in

22 Şubat günün kitapları | Özkan Saçkan sizler için inceledi


 

VİRGÜLÜN ŞİKÂYETİ: Öykülerinde politik ve eleştirel bir tercihle yer alan eski sözcüklerde yumuşak a'ların hepsi belirgindir. İmlâ ya da harf görünendir.

HÜRREM: "Sonunda aşk ve entrika kazanacak; saray içi skandallara ve kültürel çalkantılara rağmen Sultan ve cariyesi evliliğin kapısından içeri gireceklerdir..."


ŞOSTAKOVİÇ: Cumhuriyet bilgesi yazar, yalın ama özlü çalışmasında Şostakoviç'i tarihsel bağlamı içinde incelerken hem salt tüketici konumuna itilmeye çalışılan "müzikseverlik" fikrine meydan okuyor.

YALIDA BİR GECE: Kitap, bir gençlik aşkının naif heyecanı ile ülkenin siyasal ortamında yaşanan akıl almaz şiddetin ve acıların yarattığı tezat, okuyucuyu bir uçtan diğerine götürerek hayatı tam da olduğu gibi yansıtıyor.

MONO-LOGOS: PARÇA PARÇA BİR UMUT: Yazar 1943'te Sinop, Gerze'de doğdu. Ortaöğrenimini Samsun'da Maarif Koleji'nde tamamladı. DTCF İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi.

BİÇİMLER KİTABI: "İşte cumhuriyetin son günleri, yüzün pompei işi bir mask, kral mezarlarında ıslık çalarak, yitirdiğin…"

İşte o kitaplar;


Noktayı devirerek çoğalan- imladan fazlası- "virgül"

SİMLA Sunay'dan VİRGÜLÜN ŞİKÂYETİ. "Bâzı şeyler birbiriyle eştir, sözgelimi sigara dumanı ve martı sesleri, can erik ve telâş, erguvan ve kuzey, tuğla ve ekmek, isim ve yas, çeşme ve yuva," "Doğada nokta yoktur" düşüncesiyle, feminist, mimar, yazar, ikinci öykü kitabında tek yazım ayracı olarak sadece "virgül"ü kullanır. Kendi deyimiyle kitabın performansı da ilhamı da noktayı devirerek çoğalan -imladan fazlası- "virgül"dür. Böylece öykünün edebiyattaki konumunu, öykü ânının öncesini ve sonrasını okura işaret eder. Leylâ Erbil'e selam durur. Virgül, ses ve anlatıdaki sürekliliğe de kesintiye de övgüdür. Virgül sınıfsaldır. 
 

Öykülerinde politik ve eleştirel bir tercihle yer alan eski sözcüklerde yumuşak a'ların hepsi belirgindir. İmlâ ya da harf görünendir. Tüm bunlar, yazarın tartışmak istediği; mekân ve hafızası, mimarlık ve mirasları, kent ve suçları, baskı ve rejimleri, şiddet ve kurumları, göçmen ve yersizliği meseleleriyle uyumlu, son derece özgün, üst gerçekçi, biçimsel ve deneysel bir plandır. Bu planıyla da bizi arada kalmışların, başkaldıranların, hasretin, bekleyişin ve belleğin manzaralarında gezdirir. Sema Kaygusuz. 88 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Sultan Süleyman ile Hürrem arasındaki çatışmalı aşk

JEAN Desmares'ten HÜRREM- Hasan Ali Yücel Klasikler. Hakkında çok az bilgi bulunan Fransız oyun yazarının bilinen tek eseridir. 1643'te yayımlanan bu eser Osmanlı sarayındaki iktidar ilişkilerini trajik bir aşk hikâyesi etrafında oyunlaştırır. Entrikalar, vehimler, strateji ve taktik hamlelerle bezeli egzotik bir saray imgesi çizilir metinde. Oyunun dramatik gerilimini ise bir yandan Sultan Süleyman ile Hürrem arasındaki çatışmalı aşk, diğer yandan Süleyman'ın önceki cariyesiyle Hürrem arasındaki rekabet oluşturur. Hürrem, Sultan Süleyman'a duyduğu kuvvetli aşkın peşinden giden, oğullarının geleceği için ölüm de dahil her şeyi göze alan güçlü bir kadın karakter olarak temsil edilir; bu karakterin tek bir arzusu vardır: Sultan Süleyman ile evlenmek. Evliliğe giden yolda da her şey mubahtır. Gelgelelim bu arzunun karşısına Osmanlı geleneği ve türlü yasaklar çıkacaktır zira Osmanlı'da bir sultanın cariyesiyle evlenmesi görülmüş şey değildir. Sultan Süleyman'ın geleneği karşısına almaktan başka çaresi yoktur. Bir yanda ilahi yasalar ile insani yasalar arasında kalan Sultan Süleyman; diğer yanda ise yaşamı pamuk ipliğine bağlı, her an öldürülebilecek bir kadın olarak Hürrem. Sonunda aşk ve entrika kazanacak; saray içi skandallara ve kültürel çalkantılara rağmen Sultan ve cariyesi evliliğin kapısından içeri gireceklerdir... 88 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 


Sovyet kültür yaşamına dair derin ipuçları veriliyor

BİLSAY Kuruç'tan ŞOSTAKOVİÇ. 20. yüzyıl büyük devrimlerin, savaşların, ulusal kurtuluş mücadelelerinin ve karşıdevrimlerin çağıydı. Politikada olduğu kadar kültür-sanat alanında da büyük kırılmalara ve yaratıcı patlamalara gebeydi. Şostakoviç, özelde senfoni türünde genelde müzik dünyasında yeni ufuklara çağlayan bir yataktır. Yüzyılın ortasında yönünü arayan insanla "müzik düşüncesi" üzerinde buluşarak kendi sesini aramış; insanın çok boyutlulukla yüklü dramını yine onun yaratıcı gücüne duyduğu güvenle aşmaya çalışmıştır. O, uygarlığın derin dokusuna, kendi kumaşında biçtiği evrensele kucak açan bir yorum kattı. 
Sovyet insanının gündelik tasalarını; 1905 ve 1917 Devrimlerini, İç savaşı, tarımda kolektivizasyonu İkinci Dünya Savaşı'nı hep derinlikle, incelikle, ülke sevgisiyle evrensel biçime bürüdü. 
Soğuk Savaş'ın antikomünist histerisine kapılmadan, özgün bir hümanizma geliştirdi. Bu tarihsel uğrak bizi "Şostakoviç'i nasıl dinlemeli?" sorusuna getiriyor. Dinleyiciyi, Soğuk Savaş'ın yarattığı tahribatla şekillenen "piyasa mahkûmu" olmak zorunda değil. Bilakis, müzik önünde "kendi saygınlığını bilen kişi" olmak zorunluluğundadır. Cumhuriyet bilgesi yazar, yalın ama özlü çalışmasında, Şostakoviç'i tarihsel bağlamı içinde incelerken hem salt tüketici konumuna itilmeye çalışılan "müzikseverlik" fikrine meydan okuyor, müziğin kolektif doğasını anımsatıyor hem de Sovyet kültür yaşamına dair Soğuk Savaş yalanlarına pabuç bırakmadan derin ip uçları veriyor.144 SAYFA. (KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)

70'li yılların çalkantısı içinde yetişen genç bir kuşağın öyküsü...


ÜLKER Banguoğlu Bilgin'den YALIDA BİR GECE. 70'li yılların çalkantısı içinde yetişen genç bir kuşağın öyküsü... Yazar, 60'lı 70'li yılların Türkiye'sinde bir genç kızın, kendini bulma yolculuğunu ve yetişkinlik dönemindeki hayat mücadelesini anlatırken aslında iç içe geçmiş öykülerle bir ailenin, 80'li yıllara kadar uzanan dramını gözler önüne seriyor. Yaşanan aile içi dağılmaların, bocalamaların yanı sıra ülkedeki çalkantılara da yer veriyor. Kitap, bir gençlik aşkının naif heyecanı ile ülkenin siyasal ortamında yaşanan akıl almaz şiddetin ve acıların yarattığı tezat, okuyucuyu bir uçtan diğerine götürerek hayatı tam da olduğu gibi yansıtıyor. 136 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)


Parça parça bir umut- boşanma


GÜVEN Turan'dan MONO-LOGOS: PARÇA PARÇA BİR UMUT- BOŞANMA. Yazar 1943'te Sinop, Gerze'de doğdu. Ortaöğrenimini Samsun'da Maarif Koleji'nde tamamladı. DTCF İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1968). Aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı (1973) ve İngilizce okutmanlığı yaptı. 1976-1995 yıllarında İstanbul'da reklamcılık alanında çalıştı. 1996'dan beri Yapı Kredi Yayınları'nda görev yapıyor. Dalyan ile 1979 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü, Düş Günler ile 1990 Yunus Nadi Yayımlanmış Öykü Kitabı Ödülü'nü, Bir Albümde Dört Mevsim ile 1991 Yunus Nadi Yayımlanmamış Şiir Kitabı Ödülü'nü, Cendere ile 2004 Altın Portakal Şiir Ödülü'nü, Süregelen ile 2005 Memet Fuat Deneme Ödülü'nü; ayrıca TÜYAP Sanat Fuarı Onur Sanat Ödülü'nü (2008) ve 2016 PEN Türkiye Şiir Ödülü'nü kazandı. International Writing Program (ABD, 1980), British Council Camb ridge Seminars (İngiltere, 1998), Voix de la Méditerranée (Fransa, 2002) gibi uluslararası etkinliklere katıldı. Şiir kitapları: Güneşler... Gölgeler... (1981), Peş (1982), Sevda Yorumları (1990), Bir Albümde Dört Mevsim (1991), İkaros'un Uçuşu (1993), Toplu Şiirler (1995), 101 Bir Dize (1996), Gizli Alanlar (1997), Görülen Kentler (1999), İz Sürmek (2001), Cendere (2003), Çıkış (2008), Dönüş (2010), İkinci: Toplu Şiirler 1994-2010 (2010), Ardıl (2016), Mono-Logos (2024). 88 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)


Eteklerinde bir avuç ödünç yaprak

ALPER Beşe'den BİÇİMLER KİTABI. 
İşte cumhuriyetin son günleri
yüzün pompei işi bir mask 
kral mezarlarında ıslık çalarak 
yitirdiğin edatı arıyorsun
eteklerinde bir avuç ödünç yaprak
gözlerin bozkır ortasında yosun. 72 SAYFA. (A7 KİTAP)
 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —